Japan-Fans / Japonya Hakkında Her Şey!

Tam Versiyon: Türk Rehberden Bisikletle Japonya Turu
Şu anda arşiv modunu görüntülemektesiniz. Tam versiyonu görüntülemek için buraya tıklayınız.
Japonya’da Türk Yılı’nda yapılan en önemli ve etkili tanıtım bireysel çabalar sonucu gerçekleşti...

"Tur rehberi Caner Gürellier, Türk kültürünü Japonya'da tanıtmak için ilginç ve yorucu bir projeyi tamamladı. Bisikletle Japonya turuna çıkan rehber Caner Gürellier, tam 2 bin kilometre kat ederek eski tanıdığı japon turistlerin evlerine misafir oldu ve geçtiği merkezlerde halkla sohbet etti, gazete röportajlarına katıldı . Tam 2 ay boyunca nazar boncuğu ve Türk Bayrağı dağıttı. Yolculuğunun sonunda sponsor olmakta tereddüt edenlere bir de mesaj yolladı.

Linki görebilmek için giriş yapmanız ya da üye olmanız gerekir.

Ankara Üniversitesi Japonca Rehberlik Bölümü mezunu olan ve halen arkeoloji eğitimi gören Gürellier, Kyushu Adası'nın Kagoshima eyaletindeki Sata burnundan yola çıktı. 'Güneş İmparatorluğu'nda Güneyden Kuzeye Bin Bayrak Bin Boncuk' adını verdiği proje için pedal basmaya başladı. Japonya'da 'Türkiye Yılı' ilan edildiğini döneme denk düşmesine özen gösterdiği bu kişisel çabasında sponsor problemleri yaşadı. Sonunda ümidi kesecekken projesinin Dışişleri Bakanlığı tarafından kabul edildiği haberini aldı.

Gürellier yolculuğa çıkmadan önce , “2 bin kilometrelik yolculuk yaklaşık 2 ay sürecek. Bu proje, bir tur rehberi ve ülkesini seven bir insan olarak, benim için bir özlemdi. En iyi şekilde başarmaya çalışacağım. Coğrafi zorunluluklardan dolayı zaman zaman yoluna başka ulaşım araçlarıyla devam edeceğim. Japonya'yı güneyden kuzeye geçerek, insanlara nazar boncuğu ve çıkarma şeklinde Türk Bayrağı dağıtacağım” demiş ve bisikletle turu süresince Osmanlı firkateyni Ertuğrul'un battığı Kushimoto'ya da uğrayacağını ve şehitliği ziyaret edeceğini belirten Caner Gürellier, yolculuğunu ülkenin en kuzeyindeki Hokkaido Adası'nın Wakkanai eyaletinde noktalayacağını belirtmişti.

Gürellier, başvuruda bulunup sponsorluk istediği firmalardan olumlu yanıt alamayınca gezisinin sonlandırdığı noktada batıya dönerek bisikletini havaya kaldırdı ve Türkiye’de kendisine “pardon yapamayız” diyen firmaları selamladı. Haberin resmi bu selamlama anının görüntüsüdür.

Şimdi Caner Gürellier’in Japonya dönüşü Turizmde bu sabah’a deyatlarıyla aktardığı Japonya Tanıtımı” macerasını kendi kaleminden yayınlıyoruz.

“Sevgili Turizmdebusabah.com okurları,

Ben bu satırları yazmaya başladığım zaman Fransa Bisiklet Turnuvasının şampiyonu Neil Armstrong beşinci kez zaferini kutluyordu Şanzelize bulvarında. Zaten onun mücadelesi örnek olmamış mıydı benim Japonya’da yapacağım bisiklet turuna .

Atasoy’ların Uzaklar yelkenlisi değil miydi beni o kadar uzaklarda bisikletle ormanlar ,tüneller ,tepeler geçmeye iten. Ağbimin aldığı çocuk dergilerinin içinde okuduğum Sadun Bora’nın ‘Kısmet’inin dünya denizlerindeki maceraları değil miydi beni bu maceralara iten?

Çocukluğumdan beri çok istediğim bu turu yapmak için beklediğim fırsat ayağıma gelmişti. Japonya’da 2000 yılında ‘ 2003 Türkiye Yılı ilan edileceğini duyunca hemen hazırlıklara başladım. Japonya'da bisikletiyle turlamış insanlarla uzun süre yazıştım. Onların web sayfalarından faydalandım. Bireysel anlamda turist rehberi ve arkeolog olarak bende Japonya'yı en güney uçtan en kuzey uca kadar bisikletle geçecek nazar boncuğu ve Türk Bayrağı dağıtarak Japon dostlarımıza Türkiye’yi tanıtacaktım. Her hazırlığım tamamdı. Ama dünyanın en az masraflı bu gönüllü tanıtım projesine sponsor bulmak bu işin hiç unutamayacağım en zor tarafıydı.

Türk Japon ortaklı firmaların bir çoğuna gittim. Japonlar sayesinde milyonlarca dolar para kazanıp büyümüş bir çok şirket ki onlar kendileri gayet iyi biliyorlar,
İki ülke arasındaki dostlukları geliştirmek için kurulmuş bir çok vakıf ve bir çok dernek gözlerinin ucuyla bile bu projeye bakmadılar. Yanımda götürdüğüm Türkiye tanıtım CD sini insanlara göstermek için ne güzel imkanlarım doğmuştu ama o kocaman bilgisayar firması ancak "Geri Getirmek şartıyla" bir diz üstü bilgisayar verebileceğini bana bildirmiş bende bu şartı aynen onlara geriye iade ederek böyle bir şeyi kabul edemeyeceğimi söylemiştim.

Bir adet free uçak bileti temin etmek istedim ulusal hava yolumuzdan ama sonradan giderken uçaktaki 75 yolcuyu görünce neden bir free bilet koparamadığımı anlamıştım. Doluluktan !!! Doluluktan! !!!

Kısacası yanımda olacağını umduğum kişi ve kurumların hiç ama hiç yanımda olmamasına rağmen ben ülke turizmimiz adına iyi bir iş başardığıma inanıyorum.

Seyahatim süresince beni en etkileyen şeylerin başında Japon dostlarımın hiçbir zaman unutamayacağım kibarlıkları, yardımseverlikleri ve yaptığım bu işe gösterdikleri ilgi ve saygıları oldu. Böylesine yoğun çaba ve emek gerektiren bu gönüllü işe Japon dostlarımızın gösterdiği saygıyı ve ilgiyi ömrümün sonuna kadar unutamayacağım.

Verdiğim her boncuk her bayrak bana ve ülkemize umut oldu. O dik yokuşları tırmanırken alnıma vuran güneşte, arabasının camını açarak “GANBATTEEE” yani “ha gayret , çabala” !! diyen küçük Japon çocuklarını bana verdiği o umut dolu gülümseyişleri asla unutamayacağım.

Yanımdan yavaşlayıpta geçen kibar kamyon şoförlerini , kat ettiğim iki bin km boyunca arkamdan sadece üc defa evet yanlış okumadınız sadece üç defa korna sesi duyuşumu hiç unutamıyorum.

Osaka'nın güneyindeki Ertuğrul Anıtı ziyaretim bambaşkaydı. Ufak çocuklar gibi duygulanıp hıçkıra hıçkıra ağladım.Ülkesinden bu kadar uzakta can vermiş insanların bu kötü talihleri karşısında duygulanmamak mümkün mü?

Oradaki Japon müze görevlisi amcanın anlattığı şey çok ilginçti. Haluk Ulusoy'un gecen sene oraya ziyareti sırasında hediye edip verdiği milli takım formasını çerçeveleyip tesadüfi olarak duvara asmışlar. Astıkları çerçevenin sol tarafına yanı kalp kısmına denk gelen yere yani ay yıldızlı ambleme baktığınızda Ertuğrul Gemisinin çarptığı kayalıkların yansımasını görüyorsunuz çerçeve üzerinde. Bunu kesinlikle ayarlamamışlar en boş ve uygun yer diye oraya asmışlar. İste bunu gözleri yaslar içinde kalarak anlatan Japon amcayı asla unutamayacağım.

Türkiye'den götürdüğüm lavantaları serptim anıtın çevresine ... umarım hissedilmiştir memleketlerinden gelen güzel koku.
Aynı duyguların , ortak hissedilenlerin, kültürel ve tarihsel benzerliklerin bu kadar çokluğuna rağmen nasıl bu kadar uzak kalabildik Japon dostlarımızla, neden Türkiye'ye bu kadar az geliyorlar hiç anlayamadım bu tur boyunca(!)

Küçük köylerdeki pansiyonlarda yattığım yer yatakları, Aynı bir Anadolu köyünde size sunulan çay ikramı... Adres sormak için durduğunuz küçük balıkçı köylerindeki evlerin kapılarının misafir perverce sonuna kadar size açılması ...ortak dil benzerliği Sofa=Sofa, cay=Cha, iyi=ii, tepe=teppen

İşte bütün bunları onlara defalarca anlattım. Bıkıp usanmadan anlattım zevkle. Osaka’da ilkokul çocuklarıyla geçirdiğim güzel vakitler oldu. O okulun eskiden müdürlüğünü yapmış eski bir misafirim götürdü beni oraya yaklaşık üç yüz Japon çocuğu okullarının bahçelerine toplandı ve bende küçük bir kürsüye çıkarak Türk Bayrağı ve Japon bayrağının renklerindeki ortaklığından başlayarak aramızdaki tüm benzer noktaları anlatmaya çalıştım. Sonra Birinci sınıflardan altıncı sınıflara kadar tek tek sınıfları dolaşıp şarkılar öğrettim onlara. Konnichi wa Toruko jin "Merhaba Türk" diye tatlı bağırışları hala kulaklarımda.

En iyimser tahminimle orada beş altı milyon Japona Türkiye adını bir şekilde hatırlattık.

Basının beni orada ilk gördüğü daha doğrusu gösterdiğim yer en güney noktadaki dönüşüm sırasında bir mola yerinde motorlarla ilgili program yapan bir ekibin arasına karışmam la oldu. Onlara kendimi tanıttım ve çok şaşırıp benle yirmi dakikalık bir röportaj yaptılar. Bu televizyon o bölgede bölgesel yayın yapan MBC televizyonuydu..

Bundan sonra ise Ertuğrul Anıtının orada elçiliğimizin ve Kushimoto belediyesini güzel organizasyonuyla sekiz gazeteci iki de televizyon muhabiri vardı orada. Benim
öğrendiğime göre o gazetelerin oradaki toplam tirajları bir milyonu buluyor. Bir gazeteyi en az iki kişi okursa ee bir de internet okuyucuları var. Bir de Japon NHK televizyonunun bölgesel yayınına geçtiği sırada Ertuğrul Anıtının olduğu Wakayama bölgesindeki 20.00 haber bültenine çıkmışım. O bölgede kaç kişinin bu yayını izlediğini bilmiyorum. Ama daha önce Türkiye' ye gelmiş misafirlerimden ikisi beni televizyonda görünce çok şaşırmışlar ve kaldığım hostele gelmişler. Daha sonra Tokyo’ya geldiğimde elçiliğin organizasyonuyla sayın Büyükelçimiz Solmaz Hanımla bir araya geldik. O gün de iki gazeteci vardı. Bu gazetelerden birisi ülke genelinde yayınlanan iki buçuk milyon tirajlı Sankei Shimbun idi. O gazeteye büyük elçimizle beraber çıkmışım. Bundan sonra İwate’de depreminin olduğu yerin batısındaki Hirosaki de ki yerel bir gazeteye gittim ve kendimi tanıttım onlarda haberimi yapmışlar. Onların tiraji altmış bindi. Olsun yerel ama kitlesel değil mi?

Sonra en kuzeydeki ada olan Hokkaido’nun en büyük kenti Sapporo’ya vardığımda adanın en büyük gazetesi bir milyon altı yüz bin trajli Hokkaido Shimbun’a yerini turizm danışmadan öğrendim ve gittim. İyi ki de gitmişim kendimi anlattığım resepsiyondaki görevliler çok ilgilendiler beş dakika geçmeden bir muhabir geldi. Dışarı çıktık. Hokkaido gazetesinin hemen karşısındaki saat kulesinin hemen önünde fotoğraflarımı çekti ve benimle röportaj yaptı.

Tüm bunlar bu projeye destek veren Dış İşleri Bakanlığı ve Erguvan Turizm’in sayesinde gerçekleşti.bu iki kuruma çok teşekkür ediyorum.

Her şey çok güzel gitmiş ve en kuzey noktaya varmıştım. Zirve yapmış ve gözyaşlarını tutamayan bir dağcıydım sanki o anda.

Saygılarımla
Caner GÜRELLİER



---------------------------------------------------------------------------------------
Yazıya yorum olarak bir şeyler eklemem gerekir mi diye düşündüm ama zaten Caner GÜRELLİER uğraşlarını, hayal kırıklıklarını, yaşadığı üzüntülü ve mutlu, gururlu anları, her şeyi açıkça anlatıyor.

Yazının kaynağı: Linki görebilmek için giriş yapmanız ya da üye olmanız gerekir.
Paylaşım için çok teşekkürler. Önüne çıkan önce engele rağmen hayalini gerçekleştirmekten vazgeçmemiş. Ve özellikle de formanın ay yıldız kısmına o kayalıkların denk gelmesi gerçekten çok duygusal. Okurken çok etkilendim.
Gezisi çok güzel geçmiş valla hayallerine ulaşmış ve orada ne güzel anılar yaşamış.